-depresif gibi...
elimizdekiler bunlar:
*/doğduğu günden beri canı sıkılıyordu.
*/insanları seviyor fakat aynı insanla uzun süre görüşemiyordu.
*/dostlarını da severdi her çağırdıklarında hevesle giderdi meclislerine fakat bir iki hoşbeşten sonra tüm gün ya da gece öylece somurturdu.
*/korkuyordu ama öznesi yoktu bu korkunun.
*/oldukça tembeldi. çünkü aynı işle uğraşmak sıkıntısını artırıyordu. sürekli iş ve meslek değiştirecek cesareti de kendinde bulamıyordu.
*/depresif miydi acaba?
---nereye gittiğini unutmuş(sanırım biraz salakça birinden bahsediyoruz.) öylece yolunda yürürken ellerini cebine soktu. bir iki bozukluk, anahtarlar, buruşuk bir kağıt parçası ve küçük bir deniz kabuğu-geçen haftaki büyükada gezisinden kalma- o kadar. canı iyice sıkıldı. ama parasızlığına değil. zaten doğduğu günden beri parasızdı. bu yüzden çok büyük arzuları olmamıştı hayatında. küçük, basit şeylerden hoşlanır, aynı pantolonu, tabii ki arada yıkayarak, yıllarca giyebilirdi. üç çift ayakkabısı olduğunu hatırlamıyordu hiç.
---"bunalımdayım o zaman." dedi içinden. "yani depresyon gibi bir şey oldum." durdu. "sahi nereye gidiyorum ben?" diye sordu kendine. etrafındaki renklere şekillere baktı. öylesine yabancıydı ki her şey. devam etti yoluna. yarım saattir bu yönde gittiğine göre demek ki bir manası vardı. belli ki bildik bir yere rastlayacaktı. "bunalım!" dedi. "depresyon!" bunlar zengin hastalıkları. yani şarkıcılar, film oyuncuları, ressamlar, sanatçılar gibi "yüksek(!!!???)" ruhlu ve de cebi dolgun insanlara göre hastalıklar. oysa cebinde doğru dürüst bir parası yoktu. kendi gibi fakir insanlar için daha ziyade grip, zatürre, kanser gibi hastalıkları uygun buluyordu. yani birkaç gün öksürebilir, belki ateşi çıkabilirdi. hatta icap ederse bu hastalıklar yüzünden ölebilirdi de. ama, "benim canım sıkılıyor!" deyip de doyasıya bir depresyonu yaşayamazdı.
---bir mağazanın önünde durdu. "acaba kıyafet almak için mi evden çıkmıştım?" diye düşündü. içeri girmeden vitrindeki kıyafetlerin fiyatlarına bakmakla yetindi. uyduruk bir paltonun üzerinde 149 TL'lik bir etiket sallanıyordu. "yok hayır çok pahalı! kıyafet almak için evden dışarı çıkmış olamam." diye düşündü. az önceki istikamette yürümeye devam etti. "depresyona giremeyeceğime göre şöyle mevsimine göre ucuz bir hastalık bulayım kendime." dedi. "grip mesela." nane limon kaynatır, biraz uyur, sevmese de boğaz ağrıları için ıhlamur içerdi.
---yürüye yürüye mavi renkli otobüslerin sıralandığı bir yere gelmişti. insanlar sözde kuyruk oluyor fakat otobüs yanaşıp da kapılarını açınca az önceki kuyruk hak, hukuk, sıra gibi kavramları unutup otobüsün ön ve arka kapılarından birbirlerini ite kaka içeri girmeye uğraşıyorlardı. onların zavallı hallerine bakıp gülümsedi:
- "hatırladım! evet, işe gidiyorum ben!"
27 Ekim 2009 Salı
sayıklamalar ...
| # puan ver! |
Gönderen
24
zaman:
10/27/2009 10:18:00 AM
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
komser kolombo arama şeyisi!!!
Komser Kolombo; 24karefanzin içinde ne varsa(gerçi şimdilik pek bişi yok!) arayıp buluyor, derleyip topluyor!
© Copyright 2008 - "gittiği yere kadar!" 24karefanzin. MÜSECCEL MARKA!
Komser Kolombo Arama Şeyisi'nin kodları google kaynaklıdır. zaten "Göster abiye" diyince google'a bağlanıyor kerata.

0 felsefe yap!:
Yorum Gönder